Belki bahane gibi gelebilir, önceki yazılarımda anlattığım beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz, tatil tarzımızı da değiştirmemize sebep oldu.

Bizdeki tatil anlayışı; ayaklarımı uzatıp yatayım, hiç bir şeyle uğraşmayayım, güneşlenip, denize/havuza girip yüzeyim ve yemek saatlerinde de yemek yiyeyim, ama hiç bir şeyle uğraşmayayım şeklinde idi.

Bu da sistem olarak her şey dahil tarzı bir sisteme denk geliyor. Ki her zaman maddi anlamda her şey dahil bir tatile bütçe ayırmak mümkün olmuyor maalesef.

Genelde kamp sever bir aile olduğumuz için yıl içinde hafta sonlarımızı değerlendirerek, mümkün olduğunca kamplara giderek dinlenmeyi tercih ediyoruz.

Tatil anlayışı ise, yıllık izin süresince bizi dinlendirecek bir faaliyet olması gerektiğinden çok da kamp yapma taraftarı olamıyoruz.

Bu kez denemek istediğimiz, daha önce arkadaşlarımızın bir kaç kez yaptığı villa tatili oldu. Rezervasyon ayarlandı ve tatil tarihi geldi.

Antalya’nın Kaş ilçesinde bir belde olan Kalkan’da tatilimizi yapmak için yola çıktık. Kalkan’a vardığımızda irtibat kuracağımız kişiyi aradık ama henüz temizlik yapıldığını ve ortalama 2 saat süreceğini söyledi.

Burada yapılabilecek şeyler, her şey dahil tatile oranla daha sınırlı.

Öncelikle temizlik bitene kadar bize tatil boyunca yetecek kadar alışveriş yapamasak da bir kaç günlük erzak ve malzeme alışverişini yapmak için marketlere uğramaya karar verdik.

Alışveriş yaparken de kıyas yapmamak en güzeli. İhtiyaç duyup duyamayacağınız her şeyi almak çok yanlış bir hareket olur. Dolayısıyla ihtiyaç doğrultusunda alışveriş yapmak en doğrusu.

Alışverişi bitirip eve gittiğimizde, herkes geliş yolundaki ortalama on saatlik yolculuğun yorgunluğu üzerinde olduğu için dinlenmeye çekildi.

Bu tür tatil aslında biraz emek istiyor. 🙂 Çünkü her şey, kendiniz yapmalısınız. Örneğin yemek yemek için sizin hazırlamanız, yemek sonrası sofrayı toplamanız, hatta ev biraz kirlendiğinde temizliği de sizin yapmanız gerekli.

İşte o yüzden her şeyi ihtiyaç doğrultusunda yapmak burada da en doğrusu.

Neyse konuyu bağlayayım…

Villa modern mimari ile yapılmış, içerisindeki beyaz eşya ve elektronik eşyalar orta/alt kalitede olan genel kullanıma hitap eden eşyalar. Salondan çıkılan havuz alanı 4/6 kişilik bir ailenin yemek yiyebileceği kadar bir alana ve yemek masasına sahipti. Bu alanda aynı zamanda havuz başı olması sebebiyle şezlonglar da konumlandığından yemek için önce alanı biraz toparlamak gerekti.

Odaları geniş ve ferah, mutfakta ihtiyaç olabilecek tüm eşyalar mevcut. Havuz dört kişilik bir aile için ideal büyüklükte ve villa konumu itibariyle sakin bir yerde.

Sadece havuz olmaz tabi ki, Antalya, Kaş’a gelmişken yakındaki plajları da görmek lazım…

Kaş ve plaj dendiğinde akla ilk gelen yer tabi ki Kaputaş plajı.

İkiyüz küsür merdiven basamağıyla inilen bir işletmeye ev sahipliği yapan turkuaz rengi denizi olan kalın taneli kum sahili olan bir plaj Kaputaş.

İsterseniz şezlong ve şemsiye kiralayabileceğiniz, arka kısmında bulunan işletmeden derin denizi olan muazzam bir yer. Bu güzellik tabi ki yerli ve yabancı turist kalabalığını da beraberinde getiriyor. Bu kalabalığa katlanabilirseniz güzel, ama ben katlanamam derseniz,

sizi şöyle Patara’ya doğru alalım.

Patara plajı hem uzunluğuyla hem de ince kum olmasıyla meşhur bir plaj. Patara aynı zamanda bir antik kent. Hatta plajın adı da bu antik kentten gelmekte.

Patara Antik Kenti Fethiye ev Kalkan arasında Xanthos Vadisi‘nin güneybatı ucunda, bugünkü Ovagelemiş Köyü’nde yer alıyor. Ve Likya‘nın en önemli ve en eski şehirlerinden biridir. Patara Antik Kenti, arkeolojik ve tarihsel değerlerinin yanında Akdeniz kaplumbağaları Caretta Carettaların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden birisi olması sebebiyle de ayrı bir öneme sahip.

Patara ile ilgili daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Tabi bizim gibi daha sakin, kafa dinlemelik bir yer arıyorsanız o zaman dikkat!

Akçagerme plajı tam size göre.

Akçagerme plajı çok büyük olmayan çakıl ama denizi müthiş derecede berrak olan su ise şaşırtır derecede sıcak olan bir plaj.

Yavuz’un etrafındaki karartı yavru balıkların oluşturduğu kalabalık. 🙂

Kaputaş plajını geçtikten sonra, Kaş merkeze 5 km mesafede olan çok güzel bir plaj. Yerli yabancı turistlerin tercih ettiği, Turizm Meslek Yüksek Okulu öğrencilerinin işlettiği, restoran, kafe, halı saha gibi imkanlara da sahip mavi bayraklı bir plaj. Şezlong ve şemsiye kiralama fiyatları diğer plajlara kıyasla daha makul ve öğrenciler gelen misafirlere karşı oldukça kibar ve ilgili davranıyorlar.

Denizde balık yavrularının kıyıya kadar geldiğini gördüğümüzde çok şaşırmıştık. Denize girdiğinizde etrafınız balıklarla sarılıyor ve muhteşem bir görüntü oluşuveriyor.

Tatilimiz boyunca iki kez Akçagerme plajını ziyaret ettik ama daha sonra buraya yeniden gelebileceğimizi kafamıza koyduk.

Kalkan’da tatilimizi kimi zaman havuzda, kimi zaman da etraftaki plajlara giderek geçirdik. Antalya’nın muazzam plajları ve doğası her zaman cazip bir seçenek olarak aklımızda…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Adınızı lütfen buraya girin