Bizim aile olarak sağlıklı beslenme maceramız 2017 yılının ilkbaharında başlıyor…

Kilolu, mutsuz, dikkatsiz ve sağlıksız beslenen, yaşam kalitesi düşük bireyler…

2017 yılına kadar böyleydik evet. Ama biz (eşim ve ben) bir karar alıp, sağlıksız olan yiyecek ve içecekleri öğünlerimizden çıkartıp, yerine zaten her zaman yediğimiz yiyeceklerin ve içtiğimiz içeceklerin sağlıklı olan alternatiflerini koyalım dedik.

İşte macera burada hız kazandı.

Önce rafine şekeri hayatımızdan çıkarttık…

Peki bu yeterli miydi?

Tabi ki de hayır… Aslında günümüzde rafine şeker hayatımızın düşündüğümüzden daha fazla içinde. Market reyonlarında gördüğümüz paketli gıdaların neredeyse tamamında, fırından aldığımız poğaça, börek tarzı atıştırmalıkların (az da olsa tuzlular da dahil) tamamında rafine şeker var.

Şimdi akıllarda bir soru beliriyor. Rafine şeker dediğimiz şey aslında yine doğal yollardan yetişmiş pancar ya da şeker kamışından elde edilmiyor mu?

Evet, ama rafinasyon sırasında pancardan ve şeker kamışından alınan maddeye uygulanan işlemler doğal olmasını engelliyor.

Bu işlemlerle ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

İnsanlar geçmişte asırlar boyunca, hurma, üzüm, elma ve armut gibi yoğun şekerli meyvelerin suyunu sıkarak “şeker” niyetine kullanmışlar. Bazen de meyvelerden elde ettikleri suyu kaynatıp, pekmez yaparak kullanmışlar. Bu yüzyıllardır dünyanın her yerinde süren bir gelenek.

Kısaca meyveler, bal ve pekmez, insanın “doğal şeker” olarak bildiği, vücudu ile uyumlu ve faydalı etkileri olan gıdalar.

İşte bu yüzden önce rafine şekeri hayatımızdan çıkartarak başladık…

Bu noktadan sonra alacağımız diğer gıdalar bizim günlük tükettiğimiz yiyeceklerin yerine geçebilecek nitelikte alternatifler olmalıydı.

Örneğin şeker konusundan sonra ekmeği de hayatımızdan çıkarttık.

Evet, hani sıcak ve çıtır çıtır olan, içine tereyağını sürdüğünde lezzeti yüze katlanan etmek.

Bıraktık!

Ekmek candır, ama fazlası zarardır.

Bu durum biraz uzun sürdü ama en sonunda ekmeği de bıraktık. Ekmeği bıraktık derken; aslında önce beyaz ekmeği bıraktık. Ama baktık ki tam buğday yada kepekli ekmek sünger kıvamında ve bir dilimi bir lokmada yiyoruz, dedik ki o zaman ekşi mayalı  ekmeği deneyelim. Zaten ekşi mayalı ekmek hem uzun ömürlü hem daha doyurucu. Yani az yiyerek tokluk hissini yakalayabiliriz diye düşündük.

Bir süre sonra ekmeğin her türlüsünü hayatımızdan çıkartmak bizi daha da motive etmişti bu konuda.

Bu arada ekmek konusunda anlattıklarım ekmeğin tümüyle zararlı olduğu anlamına gelmiyor. Ben, bizim yemek konusunda ayarımızın olmaması sebebiyle aşırı tüketimin zararlı olduğunu anlatıyorum.

Alternatifler Konusu…

Türk toplumunda yemek sonrası tatlı faslı olmazsa olmazdır. Dolayısıyla eğer rafine şeker olmazsa tatlı konusu çıkmaza girer.

Sanıyorduk…

Ama öyle değil; açıklayayım. Meyvelerden elde edilen şeker bulunması zor bir ürün. Dolayısıyla tatlı, kek ve en çok da dondurma konuları çıkmaza giriyor gibi düşünmüştük ilk başlarda.

2017 yılında o kadar yaygın olmasa da şekersiz ve ekmeksiz beslenme konusu biliniyordu, ama yine de alternatif ürünlerin bulunmasını kolaylaştırmıyordu bu durum. Zaman geçtikçe bu beslenme türü, vejetaryen ya da vegan beslenme gibi trend haline gelince, besin alternatifleri de çoğalmaya başladı.

Tatlılar için şeker yerine kullanılabilecek bir alternatif: Hurma

Tabi sonraları bu alternatifler içinde bir takım pazar oluşumları oldu. Mesela hurmanın endüstriye uygun hali gibi…

Nasıl derseniz, kekler ve pastalar gibi gıdalarda kullanılmak için endüstriyel ebatlarda ya da beş kiloluk ambalajlarda hurma püreleri, çaya kahveye katılabilsin diye daha küçük ambalajlarda hurma suları gibi.

Ceratonia Siliqua yani Keçiboynuzu, yada harnup….

Hatta pasta ve keklerde kakao kadar koyu ve kendinden doğal şeker ihtiva eden bir hayat kurtarıcı daha var, Keçiboynuzu…

Bu bitki kendinden doğal şeker ihtiva ettiği için toz haline getirildiğinde un olarak kullanılabiliyor. Ayrıca keklerde kakao tadında bir alternatif kendisi. Bununla da bitmiyor, çikolata yaparken de kullanılabiliyor ki inanılmaz lezzetli bir tat veriyor.

Bu anlamda alternatifler saymakla bitmez. Baklagillerden elde edilen unlar da çok lezzetli alternatifler. Yakın zamanda kendi tariflerimizden aldığımız fotoğraf ve videoları da bu makalenin bir yerine iliştirerek paylaşacağım.

Biz beslenme şeklimizi değiştirdiğimizden bu yana, iki yılda fazla kilolarımızdan; ben 18 kg, eşim ise 21 kg verdik. Tabi bu kilo verme aşaması mutlaka egzersiz ve sporla desteklenmeli.

Bu da bir başka makalenin konusu olsun. Haydi sağlıkla kalın.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Adınızı lütfen buraya girin